Gönder 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hukuki desteklerinden ötürü Karakum Avukatlık Bürosunun kurucusu Av. Mustafa KARAKUM 'a şükranlarımı sunarım. TEŞEKKÜRLER...
2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43
Yazar Mesaj
öğretmen Çevrimdışı
Super Moderator
******

Mesajlar: 5,721
Üyelik Tarihi: 25-04-2012
Rep Puanı: 5
Teşekkür: 1
2 mesajına 2 teşekkür edilmiş.
Mesaj: #1
2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43
2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43

Sayfa 41
Ölçme ve Değerlendirme

1. Aşağıdaki cümlelerin bildirdiği yargılar doğru ise karşılarına “D”, yanlış ise “Y” yazınız.• Öğretici metinlerde güdülen temel amaç etkileyiciliktir. ( Y )
• Tarihsel olayları konu alan metinlere “tarihî metin” denir. ( D)
• Evrenin oluşumu, insanlığın varlığı ile ilgili sorulara yanıt olması için üretilmiş bilgiler felsefi bilgi grubunda yer alır. ( D )
2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.
• bilgi
• ana düşünce
• açıklayıcı ve nesnel

3. CEVAP: D

4. cevap: E

2. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME1. Öğretici metinlerle ilgili aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.• Tanınmış kişilerin hayatını anlatan eserlere biyografi denir.• Makaledesöylenenlerin belgelere, kanıtlara dayanması gerekir.• Anı metinlerde anlatılanlar kronolojik bir sıra içinde verilir.

2. Aşağıdaki cümlelerin bildirdiği yargılar doğru ise karşılarına “D”, yanhş ise “Y” yazınız.• Denemelerde öznel bir anlatıma yer verilir. ( D )• Makalede, konunun ciddiyetine bağlı olarak tarafsız ve bilimsel bir üslup kullanılır. ( D )• Fıkrada, görüş ve düşünceleri kanıtlama amacı güdülür. ( Y )• Röportaj gazete çevresinde oluşan öğretici metinlerdendir. ( D )• Eleştiride eser, yazar, uygulamalar ve dönem ele alınır. ( D )• Günlükler, yaşanılanların ve görülenlerin günü gününe yazılması sonucu ortaya çıkan metinlerdir. ( D )

3. —Cevap: D

SAYFA 43

4. Cevap B) II.

5. cevap A


6. Cevap: B

7. Cevap: C
http://www.dersnotumuz.com sitesinin değerli ziyaretçileri ve üyeleri , bizler sizlerle varız...
Desteklerinizi sitemizden esirgemeyin ...
teşekkürler...
09-30-2013 14:20
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bade Çevrimdışı
Moderator
*****

Mesajlar: 18
Üyelik Tarihi: 22-03-2013
Rep Puanı: 2
Teşekkür: 0
0 mesajına 0 teşekkür edilmiş.
Mesaj: #2
Cvp: 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43
SAYFA 17
1.sorunun cevabı D,D,Y
2.Sorunun cevabı D
3.Sorunun cevabı : sıralanıs 1.4.5.3.2
4.Sorunun cevabı : roman , edebiyat tarihi
10-18-2013 16:38
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bade Çevrimdışı
Moderator
*****

Mesajlar: 18
Üyelik Tarihi: 22-03-2013
Rep Puanı: 2
Teşekkür: 0
0 mesajına 0 teşekkür edilmiş.
Mesaj: #3
Cvp: 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43
SAYFA 41 ve 42 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME CEVAPLARI
1- Y D D
2-BİLGİ-ANA DÜŞÜNCE-AÇIKLAYICI -NESNEL
3-D
4-E

ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1- Biyografi,makalaede,anı,
2-d d y d d d
3-d
4-b
5-a
6-b
7-c
8-b
9-e
10-e
11-c
12-e
13-a
14-b
15-e

SAYFA 16-17-18
1-cumhuriyet ilkesi:
demokratik yönetimdir
seçim esastır
meclisin yasama yürütme grevini görür
vatandaşlar kanun karşısınsda eşittir.

2-Laikliğin teme özellikleri:
din ev devlet işleri ayrıdır
vatandaşların dini ve ibadet özgürlğü vardır
devtel vatandaşlar arasında din ve emzhep ayrımı yapmamalı
ANLAMA YORUMLAMA: sayfa 17
1-Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar edebiyatımızı etkileyen sosyal, siyasi,
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ OLUŞUMUKültürel, ekonomik, coğrafi olaylar:
◦ Kılık kıyafet değişikliği
◦ Kadın erkek eşitliği
◦ Yeni partilerin kurulmasına izin verilmesi
◦ Çok partili hayata geçiş
◦Milletler Cemiyetine Katılış


Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının oluşumunda etkili olan ve eserlere yansıyan
Karakteristik özellikler:
· Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında genel olarak Anadolu’ya yönelme görülür.
· Eserler Anadolu anlatılmış, aydınların Anadolu’yu tanımadıklarından bahsedilmiştir. Bu gibi şeylerle memleket anlayışı ortaya çıkmıştır.
· Aydınların halka yönelmesi ile birlikte kurtuluşun sadece İstanbul’dan
olamayacağı anlaşılmıştır. Anadolu çoğu zaman yöneticiler ve aydınlar tarafından
bir zahire ve asker deposu olarak görülmüş, gerekli hizmet devlet tarafından
verilmemiştir. Yani Osmanlı’nın Anadolu’yu göz ardı etmesi aydınları Anadolu’ya
dönük eserler vermeye itmiştir.

Yukarıda ifade edilen temalar bu dönemin anlayışı hakkında ipuçları vermektedir.

· Cumhuriyetten önceki dönemlerde Anadolu çoğunlukla eserlere yansıtılmamıştır.
· Hikâye ve tiyatrolarda anlatılan olayların çoğu İstanbul’da geçmektedir.
· Cumhuriyetten önceki dönemler de anlatılacak olay yazar tarafından seçilir yazar olayı kurgular öyle anlatırdı. Yani yazılarda çoğunlukla sanat yapma amacı vardı. Cumhuriyetten sonraki dönemlerde ise sanat kaygısı güdülmeksizin doğrudan anlatım kullanılmıştır. Hayat olduğu gibi okuyucuya aktarılmıştır.
· (Türk Edebiyatında Anadolu ilk kez Çalıkuşu romanında anlatılmıştır.)



Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının dayandığı siyasi, sosyal ve fikri temeller:
1. Milli edebiyat dönemindeki eserlerin konuları Cumhuriyet döneminde devam etti.
2. Atatürk ün kişiliği, ilkeleri anlatıldı. Sevinçler, acılar coşkular işlendi.
3. Çağdaş uygarlık seviyesine yükselmek fikir olarak benimsemek
4. Eskiyi tamamen yok ederek yeniye ulaşmak
5. Anadolu’ya(halka) yönelmek


Buraya kadar öğrendiklerimizden Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının özelliklerini sıralayalım:

1. Cumhuriyet Döneminde memleket edebiyatı zevkiyle Batı’dan gelen anlatım biçimleri Türk edebiyatında başarılı bir şekilde kullanılmıştır.

2. Cumhuriyet döneminde Anadolu coğrafyası, Anadolu insanının hayatı, zevkleri edebi eserlerde çok fazla işlenmiştir.

3. Cumhuriyet döneminde birey ön plana çıktığı için, bireyi yakından ilgilendiren psikoloji ve psikiyatri bilimlerinden yararlanılmıştır.

4. Cumhuriyet döneminde milleti oluşturan değerler farklı yönleriyle edebi eserlerde yer almıştır.

5. Cumhuriyet döneminde batı düşüncesindeki gelişmelerden doğan yeni açılımlar eserlerde kendini göstermiştir.

6. Sezgicilik, varoluşçuluk, gerçeküstücülük gibi batılı akımların etkisi vardır.

7. Cumhuriyet döneminde önceki dönemlerin tersine İstanbul ve İstanbul hayatına değil; Anadolu’ya ve Anadolu hayatına yönelme söz konusudur.

8. Cumhuriyet döneminde Şiirde hece kullanılmış, dil sadeleşmiş, konularda Anadolu işlenmiş, Anadolu ya yönelme başlamıştır. Çağdaşlaşma için neler yapılması gerektiğinden bahsedilmiş, konu olarak ve eserlerde Atatürk‘ün ilkeleri bir yol olarak görülmüştür. Atatürk ilke ve inkılâplarının halka benimsetilmesi amacıyla eserlere yansıdığı görülür.
2 Etkinlik: milşiyetçilik vatan sevgisi,çağdaşlık gibi milli değerler atrafında oluşmuştur.
3-gerçeküstücülük akımı 1.dünsa savaşı sonrasında oluşmuş olup edebiyatta insanın bilinç altı önem kazanmıştır. akıl ve mantık 2.plandadır. sanatçı bu akımda kendine bir dünya kurar.varoluşculuğun edebiyatımızndaki önemli etkisi toplumsdal duyarlılık ve biliçtir.
4-Dil konuşma Diline yakın cümleler açık ve sadedir.
5-Etkinlik: metinler anadolunun farklı dönemlerindeki özelliklerini yansıtmaktadır.
6- etkinlik: siz cevaplayınız

SAYFA 17 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1-D D D
2-E
3-gerçeküstücülük - varolşuçuluğa

SAYFA 18.DEKİ 1.ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRMELERİ CEVAPLIYOR
1-A
2- D Y D
3-
*MEMLEKETÇİ ANLAYIŞ,ÖZ ŞİİR, TOPLUMCU GERÇEKÇİLİK
*Anadoluya
*Halk-Hece
4-B
5-cUMHURİYETÇİLİK

HAZIRLIK ÇALIŞMASI
1-deneme,makale,fıkra ile ilgili internette ilgi çok. siz yaparsınız
2-Gezi Türünün Gelişimi

Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır. Bu günkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan'dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler meydana getirmişlerdir.

Başka ülkelere yapılan yolculuklarla ilgili ilk gezi yazılarına örnek olmak üzere M.S. 448'de Hun hükümdarı Atilla'ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskosun eseri ile M.S. 568 de Kilikyalı Zemarkhos'un Göktürkler ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notları gösterebiliriz.

İranlı şair ve din adamı Nasır Hüsrev 'in hac maksadıyla yaptığı Mekke gezisini ve bu arada Mısır ve Anadolu'nun doğusunda gördüklerini anlatan 'sefername' adlı eserini de ilk gezi kitapları arasında sayabiliriz.

Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin başında şüphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta'yı anmamız gerekir.

Anı gelişmi:
Anı’nın eski karşılığı ‘hatıra’dır. Edebî bir tür olarak anı, bir kişinin aklının erdiği dönemden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü, genellikle, otobiyografik metinlere denir. Otobiyografi, kişinin yalnızca kendisiyle ilgili bilgileri verirken anı, hem bireysel hem de sosyal anlamda bilgi içerir. Günlük tutan yazar, sıcağı sıcağına o günün olay, yaşantı ve düşüncelerini aktarırken; anı yazarı, tarih olmuş eski zamanların olaylarını belleğe ya da belgelere dayalı olarak ortaya koyar. Bu bakımdan anı metinleri yalnızca hatırlanabilen, unutulmayan, kaydedilebilen olayları içerdiği için tarihi aynen aksettirmekten uzaktır, büsbütün objektif olması beklenemez. Toplumların sosyal hayatlarında anı aktarmak önemli bir gelenektir. Özellikle yaşlı insanlar kendilerinden daha genç kimselere daha önce görüp geçirdiklerini, yaşadıkları ilginç olayları anlatırlar.

Anı yazma geleneği, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlarında batıdaki meslektaşlarına olan özentiden başlamış ve giderek günümüze kadar gelmiştir.

Tanzimat öncesindeki şuara tezkireleri, menakıpname, siyer, vekayi’name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlamıyla birer anı eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri taşırlar.

Anılar konuları itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoridedeğerlendirilmektedir. Bunlar kesin sınırlandırmalar değildir. Bir siyasî anı kitabında edebî anılar da olabilmektedir. Kimi anı kitapları da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmiş kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatçılarımız Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatlı Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakkı Süha Sezgin Edebî Portreler’i (İstanbul 1997); Beşir Ayvazoğlu Defterimde 40 Suret (İstanbul 1996)… gibi.

3- Eski çağlardan beri din, insanların, günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yönetiminde etkili oldu. Özellikle Hıristiyanlık Avrupa'da ortaçağ sonlarına kadar her alanda söz sahibiydi. Papalar krallara hükmedebiliyor, papaz, rahip ya da keşiş gibi din adamları Hıristiyan dininin kurallarına göre insanların yaşamını yönlendiriyorlardı.

Zamanla değişen ve gelişen ticaret ilişkileri, kentlerin zenginleşmeye başlaması, Hıristiyan olmakla birlikte ayrı mezheplerden olanların çoğalması gibi etkenler Hıristiyan dininin dönemin yeni koşullarına göre gözden geçirilmesini gerektirdi. 16. yüzyılda dinde Reform hareketi oldu. Edebiyat, sanat ve bilimde Rönesans diye adlandırılan canlanma ve atılım dönemi de 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşti. Böylece Hıristiyan dünyasında din, yaşamın birçok alanında etkisini yitirmeye başladı. Özellikle eğitim ve öğretim alanında yenileşmeler oldu. Din kurallarına uygun eğitim yapan kurumların yani sıra özgür düşünceye ve inanç özgürlügüne dayanan eğitim kurumları devlet tarafından açılmaya başlandı. 1789 Fransız Devrimi'nden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul ettirdi.

En son 2008'de Türkiye'de parti kapatma davalarıyla ilgili olarak Avrupa Birliği, jakoben laiklik yerine demokratik laiklik kavramını tercih ettiğini belirtmiştir

SAYFA 21 VE 22 ETKİNLİKLERİNİ CEVAPLIYORUM
1-8 birimden oluşmuştur
2- ortak tema roman ve şiir okumaktır.
Birinci paragraf: şiir ve roman en çok okuduğumuz türlerdir.
ikinci paragraf:bu ilginin sebebi başkaların yaşamına duyulan meraktır.
üçüncü paragraf: romancıyı eser yazmaya iten sebepler
dördüncü paragraf: romancı ve yaşar iç dünyasındaki yaşamı tüm insanlarla paylaşmak ister
beşinci paragraf: okuyucu yazarın dünyasında kendisine bir yer bulur

3-1.anlam birimi: şiir ve roman en çok okunan türdür
2.anlam birimi:başkaların yaşantı ve düşünceleri ilgimizi çeker
3.anlam birimi:romancıyı şiir yazmaya iten sebepler vardır
4.anlam birimi:romancı kurudğu dünyayı okuyucu ile paylaşmaktadır
5.anlam birimi: okuyucu okufduğu eserde kendine yer bulur
6.anlam birimi:romanın amacı bir şey öğretmen değil
7.anlam birimi:roman ve şiir kişilerde farklı duygular yaratır
8.anlam birimi:okuma hevesini,gücünü kaybetmemek gerekir
ANA DÜŞÜNCE: roman ve şiir okumak insana çok şey kazandırır.

4-sırasıyla tabloya yerleştiriniz:
giriş,gelişme,gelişme,gelişme,gelişme,gelişme,gelişme,sonuç

5-yazılış amacı: okuyucunun düşüncelerini etkilemek farklı bakış açısı kazandırmak

Sayfa 23
6-roamn ve şiir okumanın önemi günümüzde de bir çok platformda tartışılmaktadır. Özellikle kültür ve sanat dünyasında sıkça bu konular irdelenmektedir. Edebiyatımızda var olduğundan bu yana süreki tartışılmış ve çeşitli yorumlara neden olmuşlardır.
7-teması sesli olarak televizyon,radyo gibi iletişim araçlarıylada ifade edilebilir
8-
terim: roman,şiir edebiyat,tarih
kavram: gerçek ,varlık,zenginlik,özlem,alın,ilgi,derin,düzen
gündelik hayatla ilgili iafadeler: sevmek,yatakhane,hatırlama,gizlice,didinmek,çalışmak,fırsat bulmak,çanta,şiir,roman
9-metnin dil anlatım özellikleri.
*açık ve sade dil
*açıklayıcı anlatım kullanıolmış
*öznel bir anlatıma çoğunlukla yer verilmiş
*karşılaştırma,örneklendrirme,çıkarımda bulunma metodlarına yer verilmiş

10-öğretici metin geleneğine bağlı kalınmıştır
11-
Niçin okuruz alanuna yazınız: yazar aynı zamanda şiir ve roman eleştirmenidir. bu nedenle roman ve şiirin okuyucu üzerindeki etkisi metinde başarılıdır.

fikri edebi yönü alanına yazınız: Suut Kemal Yetkin (d. 1903, Şanlıurfa, Türkiye) - (ö. 18 Nisan 1980), Türk edebiyatçı, denemeci, edebiyat profesörü.

Yazın yaşamına Suut Saffet takma adıyla şiir ve mensur şiirler yazarak başladı. Estetik, sanat, felsefe, resim konularındaki yapıtlarının yanı sıra, deneme türünde yapıtlar vermiştir. Edebiyatın türlü konuları üzerinde özlü düşüncelerini kaleme alan deneme türünün en başarılı temsilcilerinden olmuştur. 1959-1963 yılları arasında Ankara Üniversitesi Rektörlüğünde bulunmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (1. Dönem) Urfa Milletvekili Şeyh Saffet Efendi'nin oğludur. Devlet Bakanlığı, Fahri Korutürk ve İhsan Sabri Çağlayangil dönemlerinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği yapmış İlhan Öztrak'ın kayıpederidir.

TBMM VII. ve VIII. Dönem Urfa Milletvekilliği yapmıştır.

Bazı eserleri[değiştir]
Şiir Üzerine Düşünceler
Günlerin Götürdüğü
Yokuşa Doğru
Düşün Payı
Estetik
Metafizik
Edebiyat Konuşmaları
Edebiyat Üzerine
Yarına İnanmak
Yazılanı Yaşama
Canım Kitap
Büyük Tedirginler (Mustaripler

SAYFA 25
1- 7 birimden oluşmuş
2- metnin yazılış amacı: türk edebiyatının evrensel bir özellik taşımadığını milli ve coğrafi kalıplara sıkıştığı eleştirisinde bulunmak. tüm pargraflar bu düşünceyi deteklemektedir
3-kendisinden öncekilerin milliyetçilik vatanseverlik duyguların ötesine geçmediklerini,evrenselleşmediklerini belirtmekte yani
4-günümüzde geçerlidir.günümüzde de edebiyat yazarları eleştilmekte evrensel çizgiye edebiyatımızın yaklaşması ile ilgili olumlu ve olumsuz eleştiriler yapılmaktadır.
5-metnin ana düşüncesi edebiyatımızın evrenselleşmediğidir. yazar 20.yy da yaşamıştır. bu dönemde batılaşma hız kazanmış, edebiyatın geçirdiği değişim süreci tartışılmıştır. bazı yazar edebiyatın geçmişten tamamen koptuğunu bazıları ise edebiyatın batılaşmadığını öne sürmüştür. yazarda bu kapsamda düşüncelerini dile getirmiştir.
6-radyo ve televizyon
7-savunduğu düşünce: yazarlarımız belli temaların dışına çıkmadıklarından evrenselleşmediler.
8-
TERİM: edebiyat,felsefe,şiir roman
KAVRAM: milliyetçilik,zeka,ahlak,varlık,heyecan,bilgi
İFADELER: dünya görüşü,ifade,dava,sevgili,basit,kalite
9-Milli edebiyat geleneği yansıtılmakta. sade bir dil,dönemin nesir dili etkisi var.
4 etkinlik:
edebi yönü alanına yazınız:
Peyami Safa nın ilk görünen vasfı,kendi kendini yetistirmis ,kültürlü ,cok yanlı bir yazar olmasıdır. Bu niteligi dolayısiyle bir cok bilgi dalında yazabilmis,tartısmalarda agır basmıstır.Estetik ve sosyal bilimlerin hemen her kolunda (resim,musiki,edebiyat…gibi) bilgi ve görüs sahibidir.Bu ilimlerin Dogu ve Batı daki gelismelerini izleyerek fıkra ve makalelerinde,hatta(biraz kusur sayılacak genislikte )romanlarında kullanmıstır.Hele tıp ,sosyoloji ve psikolojideki malumatı bu ilimlerin uzmanlarını imredirecek kıvamdadır.Romancılıktaki kudreti ölcüsünde roman nazariyelerini de bildigi görülmektedir.Batı yayınlarından okudugu seyleri aynen tekrarlamayıp kendince bir senteze kavusturması ,seckin ve aydın kisiligini belirtmektedir.

Esele olan ilişkisi alanına yazınız:
peyami safa eleştirileriyle de tanınan bir yazardır. bu metinde batılaşma sorununu kendi penceresinden değerlendirmiş çözüm önerilerinde bulunmuştur.

25-28 ARASINDAKİ ETKİNLİKLER>>>>>
1- yazarın metni yazmasının amacı niğde-kayseri arasındaki yolculuk izlenimlerini paylaşmaktır.iletmek istediği düşünce ise otorayın ulaşıma getirmiş olduğu kolaylıktır.
2-paragraflar halinde ve bir plan içerisinde yazılmış metin. birimler arasında anlam bütünlüğü var giriş ,gelişme sonuç bölümlerinde düşüncler dile getirilmiş.
3-giriş: niğdeye yaklaşırken şarini şiirine konu olan hanın görülmesi
gelişme: faruk nafız dönemi ile şimdiki ulaşım imkanların karşılaştırılması,yolculuğun şiire etklleri
sonuç:yeni buluşların edebiyattaki romantizmi olumsuz etkilemesi
4-Ana düşünce şu: edebiyattaki romantizmi yeni buluşlar nedeniyle gittikçe kaybolmakta. bu sorun günümüzde devam etmekte yeni buluşla insnaları duygusallığa sevk etmesi, taklitçiliğin artması, yaratıcılığın azalması günümüzün de sorunudur. bu sorunlar günümüzde görsel ve yazılı basında dile getirilmektedir.
5-teknolojinin hızlı geliştiği bir dönemde eski şair ve eserlerin derinliği, yaşamla yakınlığı daha çok hisedilmiştir.

6-terim: oya,demokrat,otoray,şilte,tayyare,spleen,şiir
kavram: hzün,karanlık,şüphe,mesafe,korku,yas,icat
gündelik hayat: işaret etömek,oturan,şehir,iyi seçememek, ağaç kümeler, eteğini sarmak
7-açık ve sade bir dil, gerçek anlamda kelime kullanımı, öyküleyici,betimleyici anlatıma başvurulmuş, birinci tekil ağzı kullanılmış

8-cumhuriyet dönemi nesri geleneğine uygun yazılmış
9-Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir.
Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır.

Sayfa 31
1-Geçmişte yaşadığı bir olayı paylaşmak için yazmıştır.
2-ileti: edebiyat yazarları işgal altındaki yurdumuzdaki halkın kurtuluş mücadelerine çok önemli katkı sağlamışlardır.
Düşünce paragraflarda çeşitli boyutlarda ele alınmış.işgalin yazarlar üzerindeki etkisi,yazarlardaki milli irade gücü, yazarlardaki imtiyaz ve cesaret ayrı ayrı paragraflarda ele alınmıştır.
3-Kronolojik sıraya dikkat edilmiştir. önce izmirin işgali,sonra halkın tepkisi gibi olaylar sırasıyla anlatılmıştır.
4-evet işlenmekte ve ilgi görmektedir
5-Evet arasında bir ilişki vardır. bağımsızlık mücadelesi ile ilgili anılar ve olaylar her zaman ilgi görmüş yazarda kendi çevresindeki olayları esere konu olarak seçmiştir
6-Evet edilebilir. günümüzde de kurtuluş savaş ı konusu bir çok dalda ele alınmakta özellikle tiyatro ve sinema bunların başında gelmektedir.
7-metin milli irade çevresinde yazılmıştır
8-terimler: dergi,imtiyaz,makale,gazete
kavramlar: merak,suç,siyaset,matem,
ifadeler: rıhtım,çarpışma,haber,toplantı,

metin cumh. dönemi nesrinin dil ve analatım geleneğine uygun yazılmıştır.

9-Sabiha Derviş Sertel (1895 – 2 Eylül 1968), Türk gazeteci, yazar.

Gazeteciliği meslek olarak benimsemiş ilk Türk kadın yazardır.[kaynak belirtilmeli] Türkiye’de feminizmin öncüleri arasında sayılır. Sol görüşlü bir yazardır.

Türk basın tarihinde önemli bir isim olan Zekeriya Sertel’in eşidir.
Kitapları
Tevfik Fikret - Mehmet Akif Kavgası (1940)
Tevfik Fikret İdeolojisi ve Felsefesi (1946)
Roman Gibi (1969)
Gazeteciliğe eşiyle birlikte Büyük Mecmua adlı haftalık dergiyi çıkararak başladı. Halide Edip'in başyazarı olduğu ve Falih Rıfkı, Köprülüzade Fuat, Reşat Nuri, Faruk Nafiz, Ömer Seyfettin gibi aydınların yazılar yayınladığı Büyük Mecmua’da, kadın sorunlarına eğilen yazılar yazdı. 1917 yılında ilk çocuğu Sevim dünyaya geldi.

sayfa 32
1-okuyucuya iletmek istediği düşüncyi daha iyi anlatmak için lokantıcı ve ressam arasındak olayı örnek göstermiştir
2-metin paragraflardan oluşmuştur
bu paragraflar metnin iletisini desteklemektedir
3-sanat ve debiyatın bir birtikim olduğunu belli bir sürecin ürünü olduğunu açıklamakta
4-günümüzde de geçerliliğini korumakta.çünkü sanatın kültür ve anlayış birikimi olduğu günümüzde gerçerliliğini koruyan bir düşünce
5-siz cevaplayınız.

SAYFA 33
6-Yazar tanzimat sanatçlarının dışlandığı bir dönemde bu yazılı kaleme almıştır. Özellikle yaşadığı dönemde tanzimat sanatçılarının yok sayıldığını düşünürsek yazar dönemi sosyal gerçekliliği etkisi altında kalaem aldığını düşünebiliriz
7-yazar kendinde önceki edebiyatçı ve yazarları şairleri deeğrsiz bulan aydınları eleştirmektedir. ona göre eksikliklerine göre tanzimat sanatçıları yerli bizim sanatçılardır. tanzimat sanatçıları batılaşmanın ilk temellerini atmış çağdaş edebiyatın önünü açmışlardır.
8-bu kelimelrden yararlanması dilin açık sade ve anlaşılır ,akıcı olmasını sağlamıştır
9-metin cumh. nesrin geleneğine uygun yazılmıştır

SAYFA 34
1- herkes istedği biçinde ibadet edebilir,diner arasında ayrım yoktur,insanlar inanç ve din bakımında kanun önünde eşittir
2-Din ve Vicdan Özgürlüğü, insan haklarının önemli bir bölümünü teşkil etmektedir Bu nedenle dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması bütün semâvî dinlerin olmazsa olmaz şartıdır Buradan hareketle din ve vicdan özgürlüğünün tarihin her döneminde fert, toplum ve milli bütünlük açısından önem arzettiğini görüyoruz

Din ve Vicdan özgürlüğünün temel unsurları îmân etme, bağlı bulunduğu dinin esaslarına göre amel etme, onu öğrenme, öğretme, tebliğ etme emir ve yasaklarına riâyet etmek gibi hususlardır

Vicdan ise iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırmaya yardımcı olan ve insana iyilik yaptığı zaman huzur ve sevinç, kötülük işlediği zaman pişmanlık, elem ve ızdırap veren ahlâkî bir duygudur

Din ve vicadan hürriyetinin olmadığı yerde kavga,düşmanlık ve kin vardır.
3-Atatürkçü düşüncede lâiklik başka milletlerdeki uygulamalardan farklıdır. Çünkü halkı müslüman olan ve lâikliği uygulayan tek ülke Türkiye’dir. Batı’da lâikliği uygulayan ülkelerin dinleri, millî kültürleri, değer yargıları, örf ve âdetleri… Türkiye’dekinden farklıdır
tatürkçü düşüncede lâikliğin, kendine özgü bir özelliği olduğu anlaşılmış, bize göre şu temel unsur ve özellikleri taşıdığı sonucuna varılmıştır:

a) Din ve vicdan hürriyeti,

b) Resmî bir devlet dininin bulunmaması,

c) Devletin din ve mezhep ayrımı gözetmemesi,

ç) Devlet kurumlarıyla din kurumlarının ayrılmış olması,

d) Devlet yönetiminin din kurallarına bağlı olmaması.

a- Türkiye Cumhuriyetinde lâikliğin, birinci temel unsuru ve özelliği, din ve vicdan hürriyetidir. Nitekim Anayasamızda, “Herkes vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir” (Madde: 24) denilmektedir. Din ve vicdan hürriyeti, inanç ve ibadet hürriyetini de kapsamaktadır. Nitekim Atatürk de şöyle demektedir: “Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir”. “Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse hiçbir kimseyi ne bir din ve ne de bir mezhep kabulüne icbar edebilir”. “Türkiye Cumhuriyeti’nde her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani ibadet hürriyeti vardır”

ANLAMA VE YORUMLAMA

1-açıklık: laikliğin türkiyede doğuşu cumhuriyetle başlar
duruluk: Yurtaşlar dini mezhebini seçmekte özgürdür
akıcılık: vatandaşların dini inanışlarına kimse karışamaz
yalınlık:devlet dinler arasında bir ayırım gözetmez

2-sırasıyla tabloya yazınız
deneme
makale
gezi
anı
fıkra
bilimsel makale

YAPMAYANLAR BURDAN YAPABILIR SIMDILIK BU KADAR DEVAMI GELCEK...
(Bu Mesaj 10-18-2013 21:11 değiştirilmiştir. Değiştiren : öğretmen.)
10-18-2013 18:32
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bade Çevrimdışı
Moderator
*****

Mesajlar: 18
Üyelik Tarihi: 22-03-2013
Rep Puanı: 2
Teşekkür: 0
0 mesajına 0 teşekkür edilmiş.
Mesaj: #4
Cvp: 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43
sayfa 48 cevaplandırıyorum..


CUMHURİYET DÖNEMİNDE ŞİİR
1. ÖZ ŞİİR ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR ( 1920 – 1940 )
HAZIRLIK
1.Etkinlik: Okuduğumuz şiirlerin özelliklerini birlikte ele alırsak şu sonuçlara ulaşabiliriz.
Ses: Şiirde ses güzelliğine önem vermişlerdir, anlamı ve anlatmayı arka plana atmayı tercih etmişlerdir. Musikiyle ya da musikinin çağrıştırdığı hisleri ortaya çıkarmaya çalışmışlardır.
Söyleyiş: Her türlü ideolojik sapmanın dışında kalarak sadece okuyucuda estetik haz uyandıran şiirler yazmışlardır. Öğretmeyi değil imgelerle estetik duyarlılığı doyurmayı amaçlarlar.
Mısra Örgüsü: Şiirleri meydana getiren biçimler konusunda tek bir yol izlememişlerdir. Dize sayıları değişen çeşitli kümeler kullanmışlardır.
Tema: Gizemsellik, bireysellik, ruh, ölüm, masal, mit temaları yoğun olarak işlenmiştir. Yani saf (öz) şiir anlayışıyla yazılan şiirlerin teması şairden şaire değişir.
Dil: Önceleri sade dilden, halkın konuşma dilinden uzaklaşılmış, seçilen sözcükler dolayısıyla dil farklılık göstermiştir. Arapça, Farsça sözcükleri kullanmaktan çekinmemişlerdir. Sonraki dönemlerde ise dil sadeleşir.
2.Etkinlik:
Saf (öz) Şiirin Özellikleri
•Sanatın form sorunu olduğuna inanan bu şairler için önemli olan iyi ve güzel Şiir yazmaktır. Bu anlayışla kendilerine özgü özel imge düzeni oluştururlar.
•Özgün ve yaratıcı olan bu imgeler dilin mantığına uygun ve dilin anlam alanını genişletip dile yeni olanaklar sunacak bir yapıya sahiptir.
•Dilde saflaşma düşüncesi kendini rahat şiir yazma şeklinde başat öğe olarak gösterir.
•Şiirsel söylemin zirvesine ulaşmak düşüncesiyle dilin yücelişi paralellik gösterir.
•Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eden bu şairlerde düşsel ve bireysel yön ağır basar.
•İçsel ve bireysel bir yaklaşımla evrensel insan tecrübesini dile getirirler.
•Şiirde biçim endişesi duyan bu şairlerde dize ve dil baş tacıdır.
•Disiplinli çalışarak mükemmele varan halis şiir yazma endişesi kendisini hissettirir.
•Şairlerde sembolizm akımının izleri görülür.
•Gizemselcilik bireyselcilik, ruh, ölüm, masal, mit temaları yoğun olarak işlenir.
İnceleme
1.Metin
1. Nazım birimi: Dörtlük, Uyak düzeni: Çapraz (a b a b – c d c d…)

2. 14’lü hece ölçüsü (Necip Fazıl'ın, açık ve kapalı hecelerin kompozisyonunda, aruzun sınırlılığından hoşlanmayan, fakat hecede de, seslerin bu değerinin ihmâl edilmeden dikkate alınması gibi bir tavrı olduğunu Poetika'sından biliyoruz.)

3. Adlar içinde geçiş sıklığı en fazla olanlar ise kaldırım (10 kez), sokak (7 kez ), yol (5 kez ), ben (9 kez), o (7 kez) ve sen (3 kez) 26 kez kullanılan “bir” belgisiz sıfatı ve 5 kez kullanılan “bu” işaret sıfatıdır.
Dizelerde aynı hecelerin veya ünsüzlerin yinelenmesi olan aliterasyon (alliteration), Kaldırımlar şiirinde de karşımıza çıkmaktadır. Metinde en çok geçen ünsüzler : /r/ 176, /n/ 142, /k/ 112, m/ 81, /s/ 70

4. Tezat Sanatı: Uyku-uyanık, Ses kesilmesi-ses duyulması, Sabah-karanlık, Buz-ateş, Sükut-çığlık…
Benzetme: Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler, Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi, Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır, İki yanımdan bir sel gibi aksın fenerler, Çığlık gibi hürsünüz…
Kişileştirme: Kimsesiz bir sokak ortasında, Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar, Serseri kaldırımlar, Kaldırımların emzirdiği…
İstiare: Damla damla bir korku birikiyor (su), Rahat bir döşek(mezar)…

Bu söz sanatları şairin toplumsal dil içinde bireysel sözünü oluşturabilmiş olmasının en önemli göstergesi; şiirsel söylemin en önemli niteliğidir. Kaldırımlar şairinin geleneğin şiir unsurlarını (nazım birimi, ölçü, kafiye vb.) ve konuşma dilinin kısa cümlelerini kullanmış olmasına rağmen söz sanatlarıyla kendi söylemini oluşturduğu görülmektedir.

5. Deyim ve ad aktarmalarıyla özgün imgeler yaratması, ses ögelerinden bolca yararlanması, konuşulan dilin verdiği rahat söyleyişi yakalaması, hece ölçüsü gibi Türkçenin olanaklarından yararlanmıştır.
Milli Edebiyat Dönemindeki şiir anlayışının “Hece ölçüsüyle şiirler yazılmıştır. Sade bir dille şiirler yazılmıştır.” Maddeleriyle ilişkilendirilebilir.


6.
İnsandan doğaya Senin gölgeni içmiş onun gözbebekleri kaldırımlar (insan) gözbebeklerinin olması
İnsandan doğaya İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var kaldırımlar (insan) eşi, arkadaşı olmak
İnsandan doğaya Dünyada taşınacak bir kuru başınız var. kaldırımlar (insan) başa sahip olmak
Doğadan doğaya Damla damla bir korku birikiyor korku (sıvı) damla damla birikmek
Doğadan doğaya Senin gölgeni içmiş, ….. gölge (sıvı) içilmek
Doğadan doğaya Onun taşı erimiş, … taş (eriyebilen varlık) erimek
Doğadan doğaya Rahat bir döşek (mezar) Döşek
Somutlaştırma Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında ruh Maden potada erimek


Bu imgelerle ruh halleri anlatılmıştır.
7. Yalnızlık teması her insanda değişik izlenimler bırakır.
8. Kimsesizlik ve yalnızlık evrensel nitelik taşıyan bireysel duyarlılıklardır.
9. Dilde saflaşma düşüncesi kendini rahat şiir yazma şeklinde başat öğe olarak gösterir. Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eden bu şairlerde düşsel ve bireysel yön ağır basar.
10. Etkileşim söz konusudur. Çünkü Milli Edebiyat etkisi 1923’ten sonraki Cumhuriyet döneminde de etkisini sürdürmüştür.
11. Hece ölçüsünün kullanılması ve şu ifadeler; sokak, kaldırım, çilekeş, emzirilen çocuk, aç köpek, kara sevda metindeki mahalli unsurlardır. Bu yerli ve mahalli unsurlar ile modern şiir geleneği başarılı bir şekilde birleştirilmiştir.
12. Memleketçi edebiyat döneminin sonrasında milli duygular yerine sanatsal duyguların ön plana çıkarılarak, "sanat sanat içindir" anlayışı ve bu anlayışın gereği olarak bireysel konular işlenmiştir. Beylik edebiyat dedikleri memleket edebiyatına ilk karşı çıkış öz - saf şiir anlayışıdır. Diğer sistemli karşı çıkış ise; Garipçiler tarafından olacaktır. Yedi meşaleciler önsöz yazarak yeni edebiyatın fikirlerini açıklamışlar memleket edebiyatını eleştirmişlerdir.
13. Necip Fazıl Kısakürek : Modern Türk şiirinin mistik şairidir. Düz yazı türünde yapıtları da olmasına rağmen asıl güçlü yanı şiirlerindedir. Halk şiirimizin öz ve biçim yapısından yararlanmış, bunlara Batılı, modern bir özellik kazandırmış, sonraları dinsel duyuşlarda karar kılmıştır.
Sağlam bir teknikle, esrarlı iç âlemini, felsefi görüşlerini, etkileyici bir anlatımla dile getirmiştir. Şiirin yanı sıra makale, tarih, eleştiri, biyografi, öykü türlerinde de yapıtlar yazmıştır. Divan, halk, Tanzimat ve Batı edebiyatını en ince ayrıntılarına kadar bilen bir sanatçıdır. Serbest şiire karşı çıkmıştır. Kafiyeye sığınmayı sahtekârlık sayar. Ona göre, duygu ve düşünce harmanlanıp şiir kalıbında, sanat kaygısıyla dillendirilmelidir.
Şiirin içyapısıyla dış yapısı arasında bir uyum bulunması gerektiği düşüncesinden hareket eden Necip Fazıl Kısakürek, 1930'lu yılların başlarına değin süren yoğun şairlik yaşamında, lirizmin ağır bastığı şiirler yayımlamıştır. Duygularını değişik biçimde yansıtışı, değişik benzetmeler kullanarak şiirlerini renklendirişiyle bu yılların şairleri arasında ayrı bir yeri olmuştur. Her şiirinde, sanatından, ruhundan, hissiyatından ve düşüncelerinden ipuçları vardır.
1934'de kadar ruh çalkantılarını, korkularını, iç hesaplaşmalarını, çocukluk yıllarına has hatıralarını, dış dünyadaki varlığı ve kendisiyle didişmelerini, arayışlarını anlatmıştır.
Şiirlerinde anlaşılmayan ayak sesleri, periler, cinler, hayaletler, kâbuslar, siyah kediler, geceleri insanın etrafında fıldır fıldır dönen kambur cüceler gibi ürpertici motiflerle, birtakım gerçeküstü varlıklara yer vermiştir.

2.Metin
1. Metinde uyak, redif, uyak dizilişi, ölçü, asonans ve aliterasyonlardan ahenk unsuru olarak yararlanılmıştır.
Birinci dörtlük: “ü” yarım uyak/ “az” tam uyak, “dı” redif – abab (çapraz uyak) – 8’li hece ölçüsü – “a,i,ü” asonans – “b,y,z” aliterasyon

2. Şiirde ses akışının sağlanmasında uyak, redif, uyak dizilişi, ölçü, asonans ve aliterasyonlar etkili olmuştur, ayrıca tekrar edilen sözcükler de ses akışını sağlamıştır.

3. Ruh hallerini yansıtan: “Bir türkü ki gamlı…” (istiare)
Doğal görünüş: “sen gülünce açan güller” (hüsn-ü talil), “uykusu çiçeklerin” (istiare), “gölgeler buğulu, derin”(benzetme)

4. Şair, bireysel duyarlılıkları dile getirmede başarılıdır. Şair, geçmiş özlemlerine bağlı duyarlılıklarla doğa ve evren karşısındaki bireysel algıları dile getirir.

5. Şair bireysel duyarlılıklarını evrensel değerlere uygun bir şekilde ifade etmiştir. Zaman kavramını işlemesi, geçmişe özlem, ayna kavramı ile insanın içinde yer etmiş olan görme ve görünme ihtiyacı evrenseldir.
6. “Boşluğu ve üzüntüsü içinde ne garip bir yazdı.” (Şairin yaz mevsimindeki ruh hali), “Bir türkü ki gamlı…”(Şairin türküden etkilenmesi), “Ve beni çıldırtan hüzün” (Şairin hüzünden çıkamaması)

7. Metnin teması “geçmişe özlem”dir.

8. Ahmet Hamdi Tanpınar bu şiirinde geçmiş özlemlerine bağlı duyarlılıkla doğa karşısındaki bireysel duyguları yansıtmıştır. Şiirde bireysel duyarlılığın evrensel değerlere uygun bir şekilde ele alındığını görüyoruz.

9. türkü dinleme, rüzgar, gökyüzü, bulutlar, ikindi saati, merdiven… Bu unsurlar duygu, düşünce ve hayal dünyasının zenginleştirilmesinde, kültürel değerlerin nesillerden nesile aktarılmasında, dünyanın ve olayların değişik açılardan yorumlanmasında, Türkçe’nin imkânlarının geliştirilmesinde etkendirler.

10. Şiir dili her şeyin üzerindedir. Şiir bir biçim (form) sorunudur. Ahenk söyleyiş tarzı, ritim, kafiye ile sağlanır. Şairlerin kendilerine özgü bir imge düzenleri vardır. İçsel bir yaklaşımla insan anlatılır. Şiirin toplum için değil sanat için olduğunu iddia ederler ve şiirlerini sanat için yazarlar. Şiirler ideolojinin esiri olmamalıdır.
Bu özellikleri bu şiirde gördüğümüz için etkili olan egemen anlayış “Saf Şiir Anlayışını Sürdüren Şiir”dir.

11. Tanpınar, ilk şiirlerinde Ahmet Haşim’in sembolist şiirlerinin etkisi görülür. Şair, Fransız sembolistlerden de etkilenmiştir. Bireysel konular(ölüm, hüzün…) dışında sosyal konulu şiirler de yazmıştır. Bergson, Tanpınar’ı etkileyen bir başka şairdir. Felsefi, mistik şiirler de yazmıştır. Tanpınar, genel olarak saf şiir anlayışıyla şiirler yazmış diyebiliriz.

Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı
•Daha çok sembolist sayılabilecek musiki, his ve hayal ağırlıklı şiirler yazmıştır.
•Hece vezniyle yazdığı ilk şiirleri, imge zenginlikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çekmiştir. Bu şiirlerde, Faruk Nafiz ve öteki hececilerden ayrı bir estetik peşinde olmuş, kendine özgü bir sözcük ve kavram dünyası yaratmaya çalışmıştır. Şiirlerinde, içe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışmıştır.
•Şiirlerinde zaman kavramı üzerinde sıkça durmuştur. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik göster­mez, çok katlı ve karmaşıktır. "Bursa'da Zaman" şiiri bu olgunun güzel bir örneğidir.
•Şiirlerinde insan ruhuna, özellikle bilinçaltına ve zamana yer verişiyle, romanlarında işlediği konulara yakla­şır.

Anlama ve Yorumlama
1. (Kaldırımlar 1/ Mavi, Maviydi Gökyüzü)
AHENK: Öz şiir anlayışını sürdüren bu şiirler, uyak, redif, ölçü, sözcük tekrarları, iç uyaklar asonans ve aliterasyon ile ahenk sağlanmıştır. Bu anlayışa göre şiir ahenk sanatıdır, dizelerde musiki hissedilmelidir.
TEMA: Yalnızlık / Geçmişe özlem Bireysel konular
SÖYLEYİŞ: Simgelerle yüklüdür, sanat için sanat düşüncesi egemendir, insan duygularının sonsuzluklarını işler.
YAPI: Dörtlük – Hece – çapraz uyak
(Benim Ömrüm / Çobanla Bülbül)
AHENK: Hece ölçüsü, durak, uyak ve rediflerle ustaca ahenk sağlanmıştır.
TEMA: Milletin dertleri / Kurtuluş Savaşı Toplumsal konular
SÖYLEYİŞ: Dil sade, İstanbul Türkçesi tercih edilir, memleketçi şiir anlayışıyla milli hisler ön plandadır, öğretici yan ağır basar.
YAPI: Dörtlük – Hece – Sarmal uyak / abab cc

2. Saf (öz) Şiirin Özellikleri
•Sanatın form sorunu olduğuna inanan bu şairler için önemli olan iyi ve güzel Şiir yazmaktır. Bu anlayışla kendilerine özgü özel imge düzeni oluştururlar.
•Özgün ve yaratıcı olan bu imgeler dilin mantığına uygun ve dilin anlam alanını genişletip dile yeni olanaklar sunacak bir yapıya sahiptir.
•Dilde saflaşma düşüncesi kendini rahat şiir yazma şeklinde başat öğe olarak gösterir.
•Şiirsel söylemin zirvesine ulaşmak düşüncesiyle dilin yücelişi paralellik gösterir.
•Şiiri soylu bir sanat olarak kabul eden bu şairlerde düşsel ve bireysel yön ağır basar.
•İçsel ve bireysel bir yaklaşımla evrensel insan tecrübesini dile getirirler.
•Şiirde biçim endişesi duyan bu şairlerde dize ve dil baş tacıdır.
•Disiplinli çalışarak mükemmele varan halis şiir yazma endişesi kendisini hissettirir.
•Şairlerde sembolizm akımının izleri görülür.
•Gizemselcilik, bireyselcilik, ruh, ölüm, masal, mit temaları yoğun olarak işlenir.

3. Sembolist şiirde "musiki" çok önemsenmiş; şiirde musiki, "öz ile biçim arasındaki uyum" olarak değerlendirilmiştir. Sembolist şairler, şiirde mecazlı anlatımlara, benzetmelere, hayallere geniş yer vermişler; duyguların bir bütün oluşturduğu görüşünü savunmuşlardır, duyular arası aktarmalara dayalı bir anlatım yolunu (acı yeşil, mor uğultu, tatlı hışırtı.. vb) benimsemişlerdir. Sembolizmde dil, sembol ve mecazlarla yüklüdür. Anlatım, kapalıdır. Sembolistlere göre "sanat, sanat için" olmalıdır.

Sembolist şiir akımının yukarıdaki bu özellikleri öz şiir anlayışında da benimsenmiştir.

4. b)
Kaldırımlar 1 : Ait Olduğu Gelenek: Cumhuriyet Dönemi Öz Şiir Anlayışı, Tema: Yalnızlık, Ahenk: Uyak, redif, iç uyak, sözcük tekrarları
Mavi, Maviydi Gökyüzü: Gelenek: Cumhuriyet Dönemi Öz Şiir Anlayışı, Tema: Geçmişe özlem, Ahenk: Uyak, redif, iç uyak, sözcük tekrarları
Benzerlikler: Gelenek bakımından benzer; Cumhuriyet dönemi öz şiir anlayışıyla yazılmıştır. Temalar bireyseldir. Ahenk özellikleri benzer; güçlü bir ses uyumu ve musiki yakalanmıştır.
c)
Akşam Musikisi: Gelenek: Milli Edebiyat Dönemi Öz Şiir Anlayışı, Tema: yalnızlık (sonsuzluk), Ahenk: : Uyak, redif, iç uyak, ses tekrarları
Karanlık: Gelenek: Fecr-i Ati ve Milli Edebiyat sembolist anlayış (Öz şiir), Tema: Aşk, Ahenk: Uyak, redif, iç uyak, ses tekrarları
Benzerlikler: Şiir dili her şeyin üzerindedir. Şiir bir biçim(form) sorunudur. Ahenk söyleyiş tarzı, ritim, kafiye ile sağlanır.

Ölçme ve Değerlendirme
1. ( D ), ( Y ), ( D )
2. …öz şiir… / ….Milli Edebiyat….. / …bireysel…
3. E , 4. E, 5. E, 6. E (Ziya Osman Saba )

sayfa 58 kadar yaptım bendn bu kadr artık devamları gelcek... REP PUANLARINIZI BEKLIYORUM Smile

2.Metin
1. Metinde uyak, redif, uyak dizilişi, ölçü, asonans ve aliterasyonlardan ahenk unsuru olarak yararlanılmıştır.
Birinci dörtlük: “ü” yarım uyak/ “az” tam uyak, “dı” redif – abab (çapraz uyak) – 8’li hece ölçüsü – “a,i,ü” asonans – “b,y,z” aliterasyon

2. Şiirde ses akışının sağlanmasında uyak, redif, uyak dizilişi, ölçü, asonans ve aliterasyonlar etkili olmuştur, ayrıca tekrar edilen sözcükler de ses akışını sağlamıştır.

3. Ruh hallerini yansıtan: “Bir türkü ki gamlı…” (istiare)
Doğal görünüş: “sen gülünce açan güller” (hüsn-ü talil), “uykusu çiçeklerin” (istiare), “gölgeler buğulu, derin”(benzetme)

4. Şair, bireysel duyarlılıkları dile getirmede başarılıdır. Şair, geçmiş özlemlerine bağlı duyarlılıklarla doğa ve evren karşısındaki bireysel algıları dile getirir.

5. Şair bireysel duyarlılıklarını evrensel değerlere uygun bir şekilde ifade etmiştir. Zaman kavramını işlemesi, geçmişe özlem, ayna kavramı ile insanın içinde yer etmiş olan görme ve görünme ihtiyacı evrenseldir.
6. “Boşluğu ve üzüntüsü içinde ne garip bir yazdı.” (Şairin yaz mevsimindeki ruh hali), “Bir türkü ki gamlı…”(Şairin türküden etkilenmesi), “Ve beni çıldırtan hüzün” (Şairin hüzünden çıkamaması)

7. Metnin teması “geçmişe özlem”dir.

8. Ahmet Hamdi Tanpınar bu şiirinde geçmiş özlemlerine bağlı duyarlılıkla doğa karşısındaki bireysel duyguları yansıtmıştır. Şiirde bireysel duyarlılığın evrensel değerlere uygun bir şekilde ele alındığını görüyoruz.

9. türkü dinleme, rüzgar, gökyüzü, bulutlar, ikindi saati, merdiven… Bu unsurlar duygu, düşünce ve hayal dünyasının zenginleştirilmesinde, kültürel değerlerin nesillerden nesile aktarılmasında, dünyanın ve olayların değişik açılardan yorumlanmasında, Türkçe’nin imkânlarının geliştirilmesinde etkendirler.

10. Şiir dili her şeyin üzerindedir. Şiir bir biçim (form) sorunudur. Ahenk söyleyiş tarzı, ritim, kafiye ile sağlanır. Şairlerin kendilerine özgü bir imge düzenleri vardır. İçsel bir yaklaşımla insan anlatılır. Şiirin toplum için değil sanat için olduğunu iddia ederler ve şiirlerini sanat için yazarlar. Şiirler ideolojinin esiri olmamalıdır.
Bu özellikleri bu şiirde gördüğümüz için etkili olan egemen anlayış “Saf Şiir Anlayışını Sürdüren Şiir”dir.

11. Tanpınar, ilk şiirlerinde Ahmet Haşim’in sembolist şiirlerinin etkisi görülür. Şair, Fransız sembolistlerden de etkilenmiştir. Bireysel konular(ölüm, hüzün…) dışında sosyal konulu şiirler de yazmıştır. Bergson, Tanpınar’ı etkileyen bir başka şairdir. Felsefi, mistik şiirler de yazmıştır. Tanpınar, genel olarak saf şiir anlayışıyla şiirler yazmış diyebiliriz.

Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı
•Daha çok sembolist sayılabilecek musiki, his ve hayal ağırlıklı şiirler yazmıştır.
•Hece vezniyle yazdığı ilk şiirleri, imge zenginlikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çekmiştir. Bu şiirlerde, Faruk Nafiz ve öteki hececilerden ayrı bir estetik peşinde olmuş, kendine özgü bir sözcük ve kavram dünyası yaratmaya çalışmıştır. Şiirlerinde, içe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışmıştır.
•Şiirlerinde zaman kavramı üzerinde sıkça durmuştur. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik göster­mez, çok katlı ve karmaşıktır. "Bursa'da Zaman" şiiri bu olgunun güzel bir örneğidir.
•Şiirlerinde insan ruhuna, özellikle bilinçaltına ve zamana yer verişiyle, romanlarında işlediği konulara yakla­şır.
(Bu Mesaj 10-19-2013 20:25 değiştirilmiştir. Değiştiren : bade.)
10-19-2013 20:18
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar Gösterim: Son Mesaj
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 218 221 öğretmen 0 17 08-24-2014 15:43
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 195 215 öğretmen 0 16 08-24-2014 15:42
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 193 194 öğretmen 0 16 08-24-2014 15:40
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 192 öğretmen 0 18 08-24-2014 15:38
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 183 185 öğretmen 0 16 08-24-2014 15:37
Son Mesaj: öğretmen
  12.sınıf edebıyat cevapları lıder yayınları bade 1 208 05-10-2014 1:47
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 181 182 öğretmen 0 171 05-10-2014 1:46
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 180 öğretmen 0 148 05-10-2014 1:44
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 175 öğretmen 0 117 05-10-2014 1:42
Son Mesaj: öğretmen
  2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 169 170 öğretmen 0 150 05-07-2014 14:59
Son Mesaj: öğretmen

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 indir, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 Videosu, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 online izle, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 Bedava indir, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 Yükle, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 Hakkında, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 nedir, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 Free indir, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 oyunu, 2013 2014 12. sınıf edebiyat kitabı lider yayınları cevapları sayfa 41 43 download

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dersnotumuz | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS