Gönder 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hukuki desteklerinden ötürü Karakum Avukatlık Bürosunun kurucusu Av. Mustafa KARAKUM 'a şükranlarımı sunarım. TEŞEKKÜRLER...
9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı
Yazar Mesaj
öğretmen Çevrimdışı
Super Moderator
******

Mesajlar: 6,598
Üyelik Tarihi: 25-04-2012
Rep Puanı: 5
Teşekkür: 1
2 mesajına 2 teşekkür edilmiş.
Mesaj: #1
9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı
1.İnsanın Evrendeki Konumu
Evren ne demektir?

Evren denilince; yer, gök, gezegenler, ay, güneş, yıldızlar dâhil canlı-cansız bütün yaratıkların oluşturduğu varlıklar âlemi akla gelir.
Evrendeki her şey Allah tarafından belirli bir ölçüye göre yaratılmıştır

Allah, evrende var olan her şeyi belli bir ölçü (Furkan suresi, ayet 2) ve düzene göre yaratmış, onların yaratılışını birtakım amaç ve hikmetlere dayandırmıştır. O, boş ve yersiz hiçbir şey yaratmamıştır.(Hicr suresi, 85)


Tek Tanrıcılık (Monoteizm)

Monoteizm ne demektir?
Monoteizm; Tanrının varlığını ve birliğini savunup eşi ve benzeri bulunmadığına inanma biçimine denir. Monoteizm daha çok vahye dayanan ilahi dinlerdeki bir ve tek Allah anlayışını (tevhid) ifade için kullanılmaktadır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet tek tanrıcılık inancına sahip dinlerdir.

Tevhit inancında Allah anlayışı nasıldır?
Tevhit inancına göre evreni ve içindeki varlıkları yaratan ve yaşatan Allah'tır. Allah mutlak güç ve kudret sahibidir. Onun eşi ve benzeri yoktur. O, sonsuz güç ve bilgisiyle evrendeki her şeye hükmeden, her şeyi işiten, bilen ve görendir. Sadece ona ibadet edilir.
Allah'ın gönderdiği bütün peygamberler insanlara tek tanrı inancını benimsemeye çağırmışlardır. Diğer dinler ile mukayese edildiğinde ise, İslamiyet bir ve tek tanrı anlayışını en mükemmel bir şekilde hiçbir değişikliğe ve bozulmaya uğramadan korumuştur. Kur'an'da İhlas suresinde tevhit inancı en özlü bir şekilde ifade edilmiştir: "Ey Muhammed! De ki, O Allah birdir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey ona denk değildir."




VARLIKLAR ÂLEMİ




GÖRÜNEN:
UZAY


HAYVAN
BİTKİ
İNSAN





GÖRÜNMEYEN:
MELEK


CİN
ŞEYTAN








Varlıklar âlemini görünen ve görünmeyenler olmak üzere iki kısma ayırabiliriz.

a.Görünenler; gökyüzünde güneş, ay, yıldızlar, yeryüzünde insanlar, hayvanlar, ağaçlar, bitkiler, dağlar, denizler vb. varlıklardır. Bu varlıkların her birinin kendine özgü bir yapısı, şekli ve yaşam biçimi vardır.
b.Görünmeyenler; gözümüzle göremediğimiz, fakat varlığını dini kaynaklardan öğrendiğimiz varlıklardır. Melekler, cinler ve şeytan bunlardandır. Bizler görmesek de onların var olduğuna inanırız. Çünkü bu varlıkların nitelikleri, görevleri ve niçin yaratıldıkları gibi konularda Kutsal Kitabımız Kur’an’da bilgiler verilmektedir.
İnsanın Evrendeki Konumu

İnsana niçin küçük âlem denilmiştir?

Evreni yaratan Allah, dünyayı üzerinde yaşanabilir bir konuma getirdikten sonra, evrendeki bütün varlıkların özelliklerini taşıdığı “küçük alem” olarak nitelenen insanı yaratmıştır. Ruh ve bedenden oluşan bir varlık olan insan, dünyadaki varlıklar içerisinde çok boyutlu ve karmaşık bir yapıya sahiptir. İnsanın bu yapısı çeşitli bilimlere konu olmuştur. Örneğin; biyoloji organizmasıyla, psikoloji iç dünyasıyla, sosyoloji diğer insanlarla ilişkisiyle, antropoloji de gelişimi ile ilgilenmektedir.
İnsan yeryüzündeki varlıklar içerisinde ayrıcalıklı, üstün ve değerli bir varlıktır

Kur’anıkerim insanı bütün varlıklardan farklı bir biçimde ele almakta ve insana büyük değer vermektedir. İnsanın yaratılışı ve özellikleri ile ilgili ayetleri incelediğimizde insanın, yeryüzündeki varlıklar içerisinde ayrıcalıklı, üstün ve değerli bir konuma sahip olduğunu görürüz. Kur’an’da geçen “Biz, gerçekten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık”(İsra suresi, ayet 70) ayeti de insanın üstün ve değerli bir varlık olarak yaratıldığını belirtmektedir.
İnsan niçin değerli ve üstün bir varlıktır?

Esasında insanın üstünlüğü, onun yaratılışında cereyan eden olaylarla ortaya çıkmaktadır. Allah’ın halife olarak yarattığı insana meleklerin itirazı, Allah’ın melekleri denemesi, insanla karşılaştırması ve insanın üstünlüğünün ortaya çıkması ile son bulmuştur. Bu üstünlük Hz. Adem’e bütün isimlerin öğretilmesi, kısaca ona verilen öğretim ve bilgidir.(Bakara 30-34) Yani insanda ortaya çıkan ilk üstünlük onun yeryüzünde Allah’ın temsilcisi (halife) olması ve bunun gerektirdiği, dünyaya hakim olmasını sağlayan ilim ve bilgeliğin kendisinde var olmasıdır. Bu üstünlük meleklerce kabul edilmiş ve onların Hz. Adem’e secde etmeleri ile neticelenmiştir.(Bakara suresi, 34)
İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesidir

İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesidir. Yüce Allah Kur’an’da “... Sonra da şekillendirip kendi ruhundan ona üfleyen Allah’tır.” (Secde 9) buyurmaktadır. İşte insanı diğer bütün varlıklardan ayıran ve şerefli kılan bu “ilahi ruh”tur. İnsan böyle bir ilahi kaynağa sahip olduğu için Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. (Bakara suresi, ayet 30; En’am suresi, ayet 165) Halife vekil, başkasının yerine iş gören, temsilci olan kimse demektir. İnsanın Allah’ın halifesi olarak yaratılmasının nedeni, Allah’a kulluk etmek, dünyada onun dilediği biçimde yaşamaktır. Yüce Allah Kur’an’da “Ben ....İnsanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”(Zariyat suresi, ayet 56) buyurarak, insanın yaratılış amacını açık bir şekilde belirtmektedir.

İnsanı yeryüzündeki diğer varlıklara üstün kılan özellikleri

•İnsan yaratılmış varlıkların en üstünü(eşrefi mahlukat)dür. Çünkü insan, akıllı ve düşünen bir varlıktır. Aklı ve düşüncesi ile iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydayı zarardan ayırt eder. Çevresinde olup bitenleri anlar ve değerlendirir. Öz varlığının bilincindedir. Yani yaratılışını, kainatın niteliğini bilir. Kendisi ile kainat arasındaki ilişkinin nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğinin bilincindedir. İradesini kullanarak da davranışlarını kontrol eder ve iyiye, güzele yönlendirir.
•İnsan, bilen ve öğrendiklerini kavrayan bir varlıktır. Kur’an’ın ilk inen ayetlerinde insanın bilen bir varlık olduğu vurgulandığı gibi, meleklerden üstünlükleri hatırlatılırken bu yönüne dikkat çekilmiştir. O, öğrendiklerini konuşarak ve yazarak başkalarına aktaran bir varlıktır.
•İnsan, teklife muhatap, özgür bir varlıktır. Onun Yaratıcıdan bir mesaj alabilmeye layık görülmesi, yani vahye muhatap kılınması kendisine verilen üstünlüğün ve değerin bir göstergesidir. Ayrıca davranışlarında özgür bir varlıktır. Allah insana iyiyi, kötüyü bildirmiş,(Şems 8) onu seçimlerinde serbest bırakmıştır. O, insanı belli bir şekilde davranmaya zorlamamış, ona dilediğini yapma hürriyeti vermiştir. Kur’an’da “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik; ister şükreder, ister nankörlük eder”(İnsan suresi, ayet 3) buyrulmaktadır.
•İnsan sorumlu bir varlıktır. Özgürlük ve seçme hakkı insanın sorumlu olma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. Başka bir ifadeyle insanın sorumluluğu hür bir iradeye sahip olmasının bir sonucudur. Bundan dolayıdır ki, Kur’an’a göre insan kendi yaşayışından sorumlu tek varlıktır. “O gün kişi önceden yaptıklarına bakacaktır.” (Nebe suresi, 40) Hatta sadece kendi yaşayışından değil, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olması sebebiyle dünyada ilahi mesajın gereklerini yerine getirmekle de sorumludur.
İnsan, inanan ve dini boyutu olan bir varlıktır. Onu diğer varlıklardan ayıran temel özelliklerinden birisi de inanan bir varlık olmasıdır. İnsan, düşünme ve bilme yeteneği sayesinde kendi öz benliğini, çevresini ve Rabb’ini tanır. Böylece inanan bir varlık haline gelir. Onun temel görevi Allah`ı tanımak, ona kulluk etmek, insani ve ahlaki değerlere bağlı kalarak yaşayıp sonsuz hayata hazırlanmaktır.
•İnsan yapıcı ve üretici bir varlıktır. En küçük şehirlerden dev sanayi ürünlerine, güzel sanatlardan mimariye kadar pek çok şey meydana getirir. Bu merakı sayesinde tabiatı ve kendisini keşfeder. Bu gün ulaşılan teknolojik gelişmenin ve sosyal ilimlerin temeli insanın tabiatı ve kendisini merak etmesine dayanır.
Özetle İslam’a göre insan akıllı, düşünen, irade sahibi, özgür, sorumlu, bilen, inanan bir varlıktır. Aynı zamanda Allah’ın yeryüzündeki halifesi ve yaratılmışların en üstünüdür.

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Temel Özellikleri


İNSAN


AKILLI


ÖĞRENEN


İRADE SAHİBİ


ÖZGÜR


SORUMLU


İNANAN


BİR VARLIKTIR


2. İnsanın Doğası ve Din

Din ne demektir?

Din, insanın olduğu her yerde var olan, doğumundan ölümüne kadar hayatının her evresinde karşısına çıkan evrensel bir olgudur. Din, Arapça bir kelime olup yol, adet, hüküm, kanun, düzen, karşılıklı mükafat-ceza, itaat, inanç gibi anlamlara gelir. Terim olarak din; "insanın Allah, diğer insan ve varlıklarla münasebetlerini düzenleyen ve insan hayatına yön veren, onlarla ilgili davranışlara esas olacak kurallar bütününe verilen ad"dır.
Bilim adamları dini nasıl tanımlamışlardır?

Bilim adamları bütün dinlerde bulunan inanç, ibadet, ahlâk gibi ortak özellikleri dikkate alarak dinin tanımını şöyle yapmışlardır: "Bir topluluğun sahip olduğu inanç, ibadet ve ahlâk kurallarının bütünüdür"
İslam âlimlerine göre dinin tanımı nedir?


İslâm âlimleri de İslam'ın özelliklerini dikkate alarak dinin tanımını şöyle yapmıştır: "Din kuralları Allah tarafından konulan, peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen, akıl sahibi insanların kendi istekleriyle hayırlı olan şeylere sevk ederek dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıran ilâhi kanundur."

İslam âlimlerinin yaptığı bu tanımdan yola çıkarak şu sonuçlara varabiliriz;
"Din, Allah tarafından ortaya konulmuştur.
"Din, peygamberler aracılığı ile gönderilmiştir.
"Dini, akıl sahibi insanlar kendi hür iradeleriyle kabul eder.
"Din, insanları iyiye, güzele, doğruya çağırır.
"Din, insanların dünya ve ahirette mutlu olmalarını amaçlar.
"Din, Allah'ın gönderdiği öğütleri kapsar. Bunlar Allah'ın emirleri, yasakları ve önerileridir.

Verilen bu bilgiler ışığında dini, "insanın aklını ve özgür iradesini kullanarak iyiye, güzele ve doğru olana yönelten, ilahi kurallar bütünü" olarak tanımlayabiliriz. Buna göre bir kimsenin dini görevlerden sorumlu olması için ön şart akıllı ve özgür olmasıdır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği olan aklın, dini anlamada önemli bir yeri vardır.

Dinin temel esasları nelerdir?


Dinin esasları içinde, insanların birer kul olarak Allah'a karşı sorumlulukları; iman, ibadet, ahlâk esasları ve insanların birbiriyle olan ilişkilerinde uymaları gereken kurallar yer almaktadır.

-İnsanın biyolojik(bedensel) ve psikolojik(ruhi) yapısı


İnsan, üstün ve şerefli bir varlık olarak iki ana unsurdan oluşmaktadır. Bu unsurlar, insanın fiziki yönü olan bedeni ile manevi yönü olan ruhudur.

Biyolojik bir varlık olarak insan;


Bütün canlıların beslenme, korunma, yaşama ve çoğalma gibi özellikleri vardır. Bu nitelikler insan için de geçerlidir. Bunun için insan da hayatını devam ettirmek amacıyla diğer canlılar gibi yer içer. Olumsuz etkilere karşı korunur. Her canlı gibi insan da ölümlüdür. Soyunun devamı üremesine bağlıdır. Bunu da cinsi ihtiyaçlarını karşılayarak yapar. Şu halde insan biyolojik bir varlık olarak bedensel ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır.
İnsan Allah tarafından en güzel biçimde yaratılmış bir varlıktır. Kur'anıkerim'deki "Şüphesiz insanı en güzel biçimde yarattık" (Tin suresi, ayet 4) ve "...Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı" (Teğabün suresi, ayet 3) ayetleri insanın yaratılışında estetik ve değer taşıyan bir varlık olduğunu açıklamaktadır. Ayrıca Allah, en güzel şekilde yarattığı insanın yeryüzünde yaşamını sürdürmesi için evrendeki her şeyi onun hizmetine vermiştir. Bütün varlıklar ona doğrudan veya dolaylı olarak hizmet etmektedir. Kur'an'da "(Allah) göklerde ve yerde bulunanların hepsini size yararlanın diye verdi. Muhakkak ki bunda düşünen insanlar için ibret vardır."(Casiye 13) buyrulmaktadır.

Psikolojik bir varlık olarak insan;


İnsanın yapısı sadece bedenden ibaret değildir. İnsanın diğer varlıklardan farklı olarak bir manevi yapısı vardır ve o, bu yapısı sayesinde diğer canlılardan ayrılır. Allah insanı topraktan yaratıp şekillendirdikten sonra ona kendi ruhundan üfleyerek can vermiştir.(Secde suresi, 7-9 ayetler) Bu ilahi ruha (sınırlı da olsa Allah'ın sıfatlarından bazılarına) sahip olan insan, psikolojik (ruhsal) bir varlık haline gelmiştir. Böylece akıllı, düşünen, inanan, öğrenen, öğreten, ibadet eden, uygarlık kuran, tarih yapan, geçmişine sahip çıkan, geleceğini güvence altına alan bir varlık olmuştur. İnsan, maddi (biyolojik) ihtiyaçlarını çeşitli yollarla karşılamak durumunda kalıyorsa, manevi ihtiyaçlarına da karşılamak zorundadır. Manevi ihtiyaçlarının başında sevmek, güvenmek, en önemlisi inanmak gelir. İşte insanı yeryüzündeki diğer varlıklardan ayıran ve üstün kılan özelliği akıl sahibi ve inanan bir varlık olmasıdır. Bu özellikler diğer varlıklarda yoktur.
Tarih boyunca insanın inanma ihtiyacının nedenleri

"İnsan ruh ve bedenden meydana gelmiş bir varlıktır ve bunların kendine özgü bazı ihtiyaçları vardır. Sağlıklı bir yaşam için bedenin beslenme, barınma, korunma gibi ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bedeni ihtiyaçları karşılamak nasıl yaşamın bir gereği ise, manevi varlığının devamı da ruhsal ihtiyaçların karşılanmasına bağlıdır. Çünkü insanın sevme, sevilme, bağlanma, güvenme, sığınma, korunma, ait olma gibi ruhsal ihtiyaçları vardır. Her insanda bulunan ruhsal ihtiyaçlardan biri de doğuştan gelen "inanma" ihtiyacıdır. Çünkü Allah insanı inanma ihtiyacı ile yaratmıştır. Bunun için insan; sevmeye, sevilmeye, güvenmeye ve korunmaya nasıl ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde insanın Yüce bir varlığa inanmaya da ihtiyacı vardır. Din de, insanın ruhsal ihtiyaçlarının en önemlisi olan inanma, Yüce bir yaracıya bağlanma ihtiyacını giderir. Böylelikle ruh ve beden dengesi sağlanmış olur. Bu da insanın mutlu olmasını sağlar.
"İnsan, akıllı, düşünen bir varlıktır. Bu nedenle insan "Ben Kimim?", "Nereden geldim?" "Nereye gideceğim?", "Yaşamın amacı nedir?", "Dünyada bulunmanın anlamı nedir?", "Öldükten sonra ne olacağım?" gibi konuları merak eder ve bu soruların cevabını arar. Gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimler bu soruların cevabını veremez. Bu soruların cevabını ancak din verir. Çünkü hayatı anlamlandırma isteğinin engellenmesi durumunda insan varoluş boşluğuna düşer. Birey hiçlik ve yoklukla yüz yüze gelir. Bu durum can sıkıntısı ve varoluş kaygısı şeklinde kendini gösterir. Böyle bir insan, hayatında hedef ve gayesinden uzak olarak yaşar. Din insana yaratılış amacını, öldükten sonra ne olacağını bildirerek, onun ruhsal yönden büyük bir rahatlama içinde olmasını sağlar.
İnsan sahip olduğu iyiliklerden, güzelliklerden, değer verdiği yakınlarından ve sevdiklerinden ayrı kalmak istemez. Hayatın bir yerde noktalanacağına inanmak; yani ölüm insanı duygu ve düşünce olarak çok rahatsız etmekte ve onu mutsuz kılmaktadır. İşte insanın yok olma, sevdiklerinden ayrı kalma ve ölüm karşısında duyduğu bu endişeyi ortadan kaldıracak olan dindir. Öldükten sonra yok olmayacağı, ebedi olarak yaşayacağı, dünyadaki ayrılıkların, eksik kalmış özlemlerin sonsuzluk aleminde karşılanacağı inancı insanı rahatlatır. Onu bu yersiz korkulardan kurtarır ve ebediliğe layık olduğunu gösterir.
"Her insanda doğuştan bir yere ait olma duygusu vardır. Bu duygunun gereği olarak insan, kökenini arar, dünyanın tamamlayıcı bir parçası olmak, bir yere ait olduğunu hissetmek ister. Yaratılışından kaynaklanan bu ihtiyacın etkisiyle insan, mensubu olacağı bir yer arar. İnsan bu ihtiyacını Yüce Yaratıcıya yönelme ve ona ait olduğunu hissetmekle; dinin mensubu olmakla giderebilir.

"İnsan, bağlanma ve sığınma eğilimi olan bir varlıktır. Bu eğilim emniyet, güven, dayanma, korunma, sığınma, kabul görme, sevilme gibi insanın temel ihtiyaçları arasında yer alır. İnsan, kendisindeki güçsüzlük nedeniyle bağlanma ve sığınma duygusuna bağlı olarak her şeyden üstün, güçlü bir varlığa yönelir. Bu yöneliş din duygusunun temelini oluşturan unsurlardan biridir. En büyük koruyucu, en güvenilir sığınak olarak Allah'a bağlanan ve ona sığınan insan; güven, dayanma, korunma, sığınma, kabul görme, sevilme gibi temel duygusal ihtiyaçlarını giderir.

"İnsanın inanma ihtiyacı hissetmesinin nedenlerinden biri de tabiat olayları karşısındaki çaresizliğidir. Yeryüzünün her tarafında çeşitli tabiat olaylarıyla her zaman karşı karşıya gelmek mümkündür. Bunlar depremler, su baskınları, şiddetli fırtına ve kasırgalar, kuraklık, yangınlar, bulaşıcı hastalıklar vs.dir. İnsanın tabiat olayları karşısındaki çaresizliği, yaratılışında olan sığınma dürtüsünü ön plana çıkarır. Uyumakta olan şuuraltını harekete geçirir. Birey ani bir uyanma ile inkârcılıktan dini hayata geçer. Kısaca yaratılışında var olan din duygusu ortaya çıkar. Dua ederek Allah'tan yardım diler ve ona sığınır. Örneğin; bir zamanların ünlü pop şarkıcısı Cat Stevens, Atlas Okyanusu kıyılarında yüzdüğü bir sırada akıntıya kapılır ve o anda hayatının biteceğini hisseder. Bu kritik anda, içinde doğan bir ümitle "Kurtar beni Allah'ım" diye dua ve niyazda bulunur. Arkasından gelen büyük bir dalganın itmesiyle kendini kıyıda bulur. Bu olay üzerine Müslüman olur ve Yusuf İslam adını alır.

Din, tarih bütün toplumlarda var olan evrensel ve köklü bir olgudur:

İnsan var olduğu ilk günden beri, yüce bir varlığa yönelme, ona inanma, sığınma ve ondan yardım dileme ihtiyacı hissetmiştir. Bu nedenle din, tarihin bütün devirlerinde ve toplumlarda daima var olan evrensel, köklü bir olgudur. İnsana hitap eden, insan için söz konusu olan din, insanla beraber var olmuş ve tarih boyunca varlığını sürdürmüştür. İnsanlığın vazgeçilmez bir gerçeği olması nedeniyle bundan böyle varlığını devam ettirecektir. Dinler tarihi alanında yapılan araştırmalar, az da olsa Tanrı inancı olmayan insanlara rastlamasına rağmen, her toplumun bir dine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Batılı bilim adamlarından Henri Bergson "Bilimden, sanattan yoksun insan toplulukları geçmişte var olmuştur. Şimdi de vardır. Fakat dinsiz bir toplum kesinlikle var olmamıştır" sözüyle bu gerçeği dile getirmiştir. Eski dönemlere ait mimari yapılarda, sanat eserlerinde ve edebi ürünlerde bir kısım dini motiflerin yer alması eski çağlarda yaşamış insanların bir dine inandıklarını, dolayısıyla dini hayatın çok eskilere dayandığını ortaya koymaktadır.
Din, tarih bütün toplumlarda var olan evrensel ve köklü bir olgudur. Bunun temel nedeni nedir?

Bunun temel nedeni insanın dini bir varlık olması, başka bir ifadeyle din duygusunun doğuştan gelen (fıtri) bir özellik olarak insanın kendi öz varlığı hakkında, şuurla birlikte ortaya çıkıp gelişmesidir. Yüce Allah bu gerçeği, yani her insanın "fıtrat" adını verdiği din duygusu ile yaratıldığını şöyle bildirmiştir: "Yüzünü doğru bir din olan İslam'a çevir, insanların fıtratına uygun olan dine çevir" (Rum suresi, ayet 30)
Fıtrat, "insanın doğuştan var olan hakkı(gerçeği) kabul ve idrak etme kabiliyetine, Allah'ı birleme ve ona tapma yeteneğine" denir. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'in "Her doğan İslam fıtratı üzerine doğar"(Buhari, Kader 3) sözü insanın bir dine inanmaya yatkın olarak yaratıldığını ve din duygusunun yaratılışta var olduğunu göstermektedir. İnsanın doğuştan din duygusuna sahip olduğu dinler tarihi, din sosyolojisi, din psikolojisi ve din eğitimi alanında yapılan inceleme ve araştırmalar ile de ispatlanmıştır.
3. Dinin İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi

•Din ve inanma insanın insan olma özelliklerindendir.
Din duygusu insanın doğasında var olan bir duygudur. Bu anlamda din ve inanma, insanın insan olma özelliklerindendir. Onu insan hayatından çıkarmak mümkün değildir. Dinler tarihi alanında yapılan araştırmalar, az da olsa tanrı inancı olmayan insanlara rastlamasına rağmen, her toplumun bir dine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Tarihin belirli dönemlerinde dinin gereksiz olduğunu, insanların onsuz da yaşayabileceklerini savunan ve dinin yerine bilimi koymak isteyen insanlar olmuştur. Fakat bunda başarılı olamamışlardır. Bugün dünya nüfusunun çok büyük bir kısmının bir dine sahip olması bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

•Din insanı mutlu kılmayı hedefleyen bir kurumdur.

Din, insan hayatında önemli yere sahiptir. İnsanlık tarihi kadar eski olan din, ilahi vahiy yoluyla geldiğine inanılan, insanı mutlu kılmayı hedef alan sosyal bir kurumdur. Din, hedefine ulaşmak için insanla-insan, insanla-evren ve insanla-Allah arasındaki ilişkileri düzene koyan ilkeler getirmiştir. Böylece insanın hem maddi (bedeni) hem de manevi (ruhi, zihni ve kalbi) ihtiyaçlarını gidermek istemiştir.

•Din insanın hayatını anlamlandırmasına katkıda bulunur.

Din, insan yaşamını anlamlandırma, şekillendirme, insanın insanca yaşamasına yardımcı olma açısından çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü din, insan yaşamını derinden etkiler ve onun hayatına yön verir. İnsanın yaratılış amacını gerçekleştirmesine, onun kendisiyle, toplumla ve yaratıcısı ile barışık olarak yaşamasına, doğuştan getirdiği yeteneklerini geliştirmesine, aklını ve özgür iradesini kullanarak iyi insan olmasına ve yararlı işler yapmasına katkıda bulunur.

•Din, insanı düşünce açısından olgunlaştırmayı, tutum ve davranışlarında ölçülü ve dengeli olmayı hedefler.

Din, insanı düşünce açısından olgunlaştırmayı, tutum ve davranışlarında ölçülü ve dengeli olmayı hedefler. "Allah, ölümü ve hayatı, hanginizin daha güzel davranışlarda bulunacağını imtihan etmek için yarattı" (Mülk suresi, ayet 2) ayeti, dinin amacının insanı ahlaki olgunluğa ulaştırmak olduğunu göstermektedir. Bu anlamda din, insanın insan olduğunun farkında olan, insanlığının gerektirdiği sorumluluğu taşıyan, yaratılışına uygun evrensel değerlere sahip, aklını ve diğer yeteneklerini en iyi şekilde kullanabilen, hayatını bilerek yaşayan kişilikli insan olmasına yardımcı olur. Böylece gerek birey olarak, gerekse de toplum olarak huzurlu, mutlu, tutarlı ve uyumlu yaşamasını sağlamış olur. Bunu ortaya koyduğu insanla-Allah, insanla-insan, insanla-evren arasındaki ilişkileri düzene koyan ilkelerde açıkça görebiliriz. İnsanın, mutlu olabilmesi için ruhi, bedeni ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bu açıdan dinin insan hayatında önemli bir yeri vardır.

Bireysel olarak Din;
"İnsanı aklını kullanmaya, düşünmeye teşvik eder. Aklın en önemli göstergesi düşünmektir. Doğru düşünen insan doğru bilgiler elde eder ve doğru davranışlarda bulunur.

"İnsanı aklını ve özgür iradesini kullanarak iyiyi, güzeli ve doğruyu bulmaya; iyi insan olmaya ve onu yararlı işler yapmaya yönlendirir.

"İnsana sorumluluklarını bildirir ve bunları yerine getirme konusunda uyarılarda bulunur.

"İnsanı öğrenmeye, araştırmaya, bilgi edinmeye teşvik eder. İnsanın aklıyla bulabileceği doğruları insanlara hatırlatır, onun unuttuğu ya da hiç bilmediği konularda doğru bilgi verir.

"Din, insanın anlam arayışına cevap verir. İnsan yaşamın amacı, öldükten sonra ne olacağı vb. konularda bilgilendirir. Bu anlamda dinin temel amacı, insanın hayatını anlamlandırmada yardımcı olmaktır. Kur'an, insanın hayatını anlamlandırabilmesi için okumasını, düşünmesini, anlamasını ve buna göre davranmasını ister.

"İnsan-evren ilişkisi hakkında bilgi vererek insana yol gösterir. Bu konuda hem insana düşen görev ve sorumluluklarını hatırlatır, hem de gereklerini yerine getirmemiz konusunda öğüt verir.

"İnsanın dünyadaki işlevi hakkında bilgi verir. Kur`an`a göre insan Allah`ın yeryüzündeki halifesidir (temsilcisi).Yani insan yeryüzünü imar ve ıslah etmekle görevlendirilmiştir. Bu anlamda Allah`ın halifesi olarak insanın yeryüzündeki görevi; Allah`a kul olmak, Allah'ın verdiği nimetlerden ve tabiat güzelliklerinden yararlanmak, yeryüzüne hakim olmak ve orayı imar etmektir.

"İnsanın evrendeki konumunu belirleyerek, sorumluluğun insanda olduğunu belirtir. Çünkü Allah evrendeki bütün varlıkları insana hizmet etmesi için yaratmıştır. Bu nedenle insan, hizmetine sunulan evreni koruyup kollamakla yükümlüdür.

"İnsanın diğer insanlarla ilişkisi konusunda yol gösterir. İnsanın zorlama olmadan, çıkar gözetmeden, içtenlikle iyi ve güzel işler yapmasına katkı sağlar. Ahlaki davranışları yerine getirmede insanı yönlendirir. Ailemiz ve diğer insanlarla olan ilişkilerimizde yol gösteren din, bu ilişkilerimizin sevgi, saygı, kardeşlik, hoşgörü temelleri üzerine kurulmasını öğütler.

"İnsanın diğer insanlarla ilişkilerinin iyi olması için; iyilik, doğruluk, yardımlaşma, arabuluculuk yapma, adil olma, kardeşlik, hoşgörü ve bağışlama, sabır, alçak gönüllülük, sözünde durma, insanlara iyi davranma ve güzel söz söyleme gibi söz ve davranışları yapmamızı öğütler.

"İnsanlar arası ilişkilere zarar veren; cimrilik, iftira, yapılan iyiliği başa kakma, çekiştirme, bozgunculuk, çekememezlik, savurganlık, yalan, insan öldürmek, zina, kumar, içki, önyargılı olmak, rüşvet gibi söz ve davranışlardan kaçınmamızı öğütler.
Toplum açısından din;
"Toplumun gelişmesine, sağlıklı bir toplumun olmasına katkı sağlar. Toplumda iyilik, güzellik, doğruluk, sevgi, saygı, kardeşlik gibi insanı yücelten değerlerin yerleşmesini sağlar.
Böylece insanı, dünyada iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa, ahirette de kurtuluşa götürür
4.İnanmanın Çeşitli Biçimleri

Değişik inanç biçimleri nasıl ortaya çıkmıştır?

Yeryüzünde farklı uluslar olduğu gibi, farklı inanç biçimleri de vardır. Kur'an'a göre Yüce Allah, yeryüzünde halife kıldığı insanı, fıtratında Allah'ı arama ve bulma eğilimi ile yani din duygusuyla birlikte yaratmıştır. Bu duyguyu ifade etmekteki farklılıklar, değişik inanç biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
İnsanın doğru yolu bulabilmesi için tarih boyunca Allah peygamberler göndermek suretiyle insanlara sürekli yardımda bulunmuştur. Peygamberler Allah'tan aldıkları buyrukları insanlara ulaştırmışlardır. İnsanların iyiyi, doğruyu, güzeli ve gerçeği bulmalarına örnek davranışlarıyla yardımcı olmuşlardır. İnsanlardan bazıları aklını ve yeteneklerini kullanarak peygamberlerin davetine kulak vererek, inanma ihtiyacına cevap vermişlerdir. Ancak bazıları da yaratılışından getirdiği inanma ihtiyacına cevap vermemiş, değişik sosyal ve kültürel şartların etkisiyle farklı inanç biçimlerine sahip olmuşlardır.
Dini bilimlerle uğraşan bilim adamları inanç biçimlerini "Tanrı" kavramı açısından ele alarak sınıflandırmışlardır. Buna göre farklı şekilde ortaya çıkan inanç biçimleri şunlardır: Tek tanrıcılık (monoteizm), Çok tanrıcılık(politeizm), gizemcilik (gnostisizm), bilinemezcilik (agnostisizm) ve tanrı tanımazlık (ateizm)

İnanmanın Çeşitli Biçimleri

Tek Tanrıcılık
(Monoteizm
Çok Tanrıcılık
(Politeizm)
Gizemcilik
(Gnostisizm)
Bilinemezcilik
(Agnostisizm)
Tanrı Tanımazlık
(Ateizm)

Tek Tanrıcılık (Monoteizm)

Monoteizm ne demektir?
Monoteizm; Tanrının varlığını ve birliğini savunup eşi ve benzeri bulunmadığına inanma biçimine denir. Monoteizm daha çok vahye dayanan ilahi dinlerdeki bir ve tek Allah anlayışını (tevhid) ifade için kullanılmaktadır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet tek tanrıcılık inancına sahip dinlerdir.

Tevhit inancında Allah anlayışı nasıldır?
Tevhit inancına göre evreni ve içindeki varlıkları yaratan ve yaşatan Allah'tır. Allah mutlak güç ve kudret sahibidir. Onun eşi ve benzeri yoktur. O, sonsuz güç ve bilgisiyle evrendeki her şeye hükmeden, her şeyi işiten, bilen ve görendir. Sadece ona ibadet edilir.
Allah'ın gönderdiği bütün peygamberler insanlara tek tanrı inancını benimsemeye çağırmışlardır. Diğer dinler ile mukayese edildiğinde ise, İslamiyet bir ve tek tanrı anlayışını en mükemmel bir şekilde hiçbir değişikliğe ve bozulmaya uğramadan korumuştur. Kur'an'da İhlas suresinde tevhit inancı en özlü bir şekilde ifade edilmiştir: "Ey Muhammed! De ki, O Allah birdir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir ve her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey ona denk değildir."


Çok Tanrıcılık (Politeizm)
Politeizm ne demektir?
Birden çok tanrının varlığına inanma; tanrısal gerçekliğin özü itibariyle bir değil de çok olduğunu savunan anlayıştır.

Politeizmde(Putperestlik) Allah anlayışı nasıldır?
Politeizme göre birden çok tanrı vardır ve tanrıların sayısı belirsizdir. Ayrıca çok tanrıcılık inancında tanrıların farklı görevleri bulunur ve her tanrının belirli bir görevi vardır.
Bu inancı benimseyenler Allah'ın yaratıcı ve güçlü olduğunu kabul ederler. Ancak bunun yanında Allah'tan başkalarına olağanüstü güçler atfederek, onlardan yardım beklerler. Doğa güçlerini, ölüleri, bir takım hayvanları, ay, güneş, yıldız gibi gök cisimlerini tanrılaştırırlar. Eski Yunan mitolojilerinde oldukça yaygın olan inanç biçimidir.

Çok tanrıcılık nasıl ortaya çıkmıştır?
İnsanlar başlangıçta yüce bir yaratıcıya inanırken, zamanla değişik sosyal ve kültürel şartların etkisiyle tek tanrı inancından uzaklaşmışlardır. Bu durum onların başka bazı varlıklara yüce yaratıcıya ortak koşmalarına neden olmuş, böylece çok tanrıcılık veya putperestlik ortaya çıkmıştır.

İslam dininin çok tanrıcılığa bakışı nasıldır?
İslam dini çok tanrıcılığı Allah'a şirk koşmak (ortak koşmak) değerlendirmiştir ve şirkin her türlüsüne şiddetle karşı çıkmıştır. Allah'ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde eş ve ortak koşmaya, Allah'ın yanında başka ilahlar edinmeye "şirk", bu şekilde inanan kimseye de "müşrik" denir. Allah Kur'an'da "Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz" (Nisa suresi, 48) buyurarak, şirkin bağışlanmayacağını haber vermektedir.

Çok tanrıcılık hangi dinlerde görülür?
Çok tanrıcılık, eski Yunan, Mısır, Roma ve İslamiyet'ten önce Arap Yarımadası'nda çok yangındı. Günümüz dünya dinlerinden olan, Şintoizm ve Hinduizmde çok tanrıcılık inancı vardır. (Anlatım Osman Ay)


Gizemcilik (Gnostisizm)
Dini görüş olarak, gizliye karşı olan eğilim, buna uygun düşünce ve davranış biçimleri anl***** gelir. Gerçeklikle ilgili kesin bilgi ve nihai hakikate, deneyim ya da akıl yoluyla değil de, akıldışı gizemli bir sezgi yoluyla erişilebileceğini savunur. Gizemcilikte amaç, Tanrıyla birleşme ve Tanrıda yaşamadır. Gizemciler bu amaca varmak için de sezgi ve sevgi yöntemlerini kullanmaktadırlar. Gizemcilik akımına göre Tanrı'nın duyularla algılanması, akıl yolu ile kavranması mümkün değildir. Kişi, Tanrı'yı ancak ona karşı duyduğu derin sevgiyle sezebilir.


Bilinemezcilik (Agnostisizm)
Bilinemezcilik olarak da tanımlanır. Agnostisizm, tanrının varlığının "bilinemez" olduğunu savunur. Dinlerin tanrıdan gelmediğini söyler ve dinlerin tanrısını da reddeder ancak başka bir tanrının, bir yaratıcının varolup olmadığının hiçbir zaman bilinemeyeceğini söyler. Bu bakımdan agnostisizm kendini, "kesinlikle tanrı vardır" diyen teizmden, "kesinlikle tanrı yoktur" diyen ateizmden de ayrı tutar. Agnostiklere göre tanrının varlığı meselesi insan aklının ötesinde bir konudur. O halde böyle bir varlık hakkında konuşmak ve hüküm vermek de imkânsızdır Dolayısıyla agnostikler Tanrı inancı konusunda tarafsız kalmayı tercih etmişlerdir ancak onların bu tarafsızlığı bazen ateizm olarak da değerlendirilmiştir.

Tanrı Tanımazlık (Ateizm)
Tanrı'nın varlığını reddeden ve tanrı yokmuş gibi davranan öğretiye "ateizm" denir. Ateizmin ayırıcı özelliği, alemi ve tabiatı tek varlık kabul etmesidir. Bu onu Tanrı'yı inkara götürür. Yani Ateizm kâinatı yaratan ve onun varlığını devam ettiren, bir ve tek olan Tanrı inancına karşı bir tepki olarak doğmuş olan bir düşünce hareketidir. Ateizm, Tanrı'yı inkar etmenin yanında, bütün dinlere de karşıdır. Ateistlere göre din insanı uyuşturan bir afyondur. Herhangi bir dine inanan özgür olamaz.

Ateistler sadece Tanrı'yı değil, Tanrı ile birlikte iman edilen melek, kutsal kitap, peygamberlik, ahiret gibi kavramları da inkar ederler.
Ateistler, Allah'ı inkâr etmenin yanında evrenin varlığını ve evrende meydana gelen olayları tesadüfe bağlarlar.

Vahye dayanmayan inanç biçimleri insanların kendilerini boşlukta hissetmelerine ve yanlış inanışlara yönelmelerine neden olmaktadır. İnanç konusunda yeterli bir bilgiye sahip olmayan bazı insanlar, satanizme yönelmekte, reenkarnasyon gibi batıl inanışları benimsemektedirler.

Vahye dayanmayan inanç türlerinin sosyal hayattaki tezahürleri nelerdir?
" Ruhsal bunalım
" Ahlaki çöküntü
" Toplumu bir arada tutan temel değerlerdeki yozlaşma
" Milli ve manevi duygulara yabancılaşma
" Satanizm, reankarnasyon gibi batıl inanışların doğmasına neden olma

Satanizm
Satanizm nedir?
Satan; Türkçe karşılığı şeytan olan Fransızca bir kelimedir. Satanizm, şeytana tapınmanın adıdır. Diğer bir ifadeyle satanizm; kötülüğün temsilcisi olarak kabul edilen şeytana gösterilen bağlılık, onu yüceltme, ona ibadet etme demektir.

Reenkarnasyon
Reenkarnasyon nedir?

Reenkarnasyon, öldükten sonra başka bir bedenle tekrar dünyaya gelmektir. Bu inanca göre ruh, ölen bedeni terk ettikten sonra yeni bir bedene(insan, hayvan vb) geçerek tekrar dünyaya gelir. Bu sürekli olarak devam eder.
http://www.dersnotumuz.com sitesinin değerli ziyaretçileri ve üyeleri , bizler sizlerle varız...
Desteklerinizi sitemizden esirgemeyin ...
teşekkürler...
07-14-2012 2:06
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar Gösterim: Son Mesaj
  11. sınıf din kültürü kıyametin olacağına dair deliller öğretmen 0 748 07-15-2012 0:29
Son Mesaj: öğretmen
  11. sınıf din kültürü ibadetin bireysel faydaları öğretmen 0 1,222 07-15-2012 0:28
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü Allah'ın Varlığı ve Birliği öğretmen 0 519 07-15-2012 0:26
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü Allahın (c.c) sıfatları öğretmen 0 536 07-15-2012 0:25
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü tevekkül ne demektir öğretmen 0 519 07-15-2012 0:23
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü HZ.MUHAMMED'İN su ile ilgili mucizeleri öğretmen 0 516 07-15-2012 0:22
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü Namazın kılınışı öğretmen 0 504 07-15-2012 0:19
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü Din Felsefesi öğretmen 0 524 07-15-2012 0:18
Son Mesaj: öğretmen
  10. sınıf din kültürü olumlu olumsuz pekiştireç öğretmen 0 477 07-15-2012 0:17
Son Mesaj: öğretmen
  9. sınıf din kültürü Şirkin İki Temel Sebebi öğretmen 0 444 07-14-2012 14:14
Son Mesaj: öğretmen

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı indir, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı Videosu, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı online izle, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı Bedava indir, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı Yükle, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı Hakkında, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı nedir, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı Free indir, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı oyunu, 9. sınıf din kültürü insan ve din Konu Anlatımı download

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Dersnotumuz | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS